ANASAYFA

ALMANYA DA

SOSYAL HAYATIMIZ

ALMANYA DA

EGITIM VE KÜLTÜR HAYATIMIZ

ALMANYA DA

IS VE MESLEK DURUMUMUZ

ALMANYA DA

POLITIK FAALIYETLERIMIZ

LOBISIZLIGIN NEDENLERI

TÜRKIYE ILE ILISKILER

SIZDEN GELEN PAYLASIMLAR

KÜNYE VE ILETISIM BILGILERI



Isci yönetiminde yanlışlar

Almanya daki esnafımız işçi çalıştırmada hala estetik düşünmemekte.Bunun birkaç nedeni var:

1- Kendisi işci iken, işvereni kibar davranmamış, ona askerdeki yeni gelen acemi ere yapılanları yapmış

2- Diger esnafın yaptıklarını gözlemlemiş ve onların da aynı şekilde davrandıklarını görmüş

3- Bu zamana kadar bir Alman şirketinde çalışmamış

4- Ögrenime kapalı bir kafa yapısı var

5- Işçinin moraline yapılacak yatırımın kendi işyerinin verimini artıracagına kanaat getiremiyor.

6- Işciyi, verdikce daha fazla isteyen kişi olarak tanıyor

Hepsi öyle yapmasa da Alman işyerleri, işe alımlarda nezakete dikkat ediyor;

- Üniversiteye giden bir gencimiz,bir Alman şirketinde de iş buldu. Işe gittigi ilk gün, masasında çiçek ve kendi adı ile hazırlanmış elektronik posta adresinin şifresini buluyor.

- Alman bir işyerinde garson olarak çalışmaya giden gencimiz kendi adının yazılı oldugu tişört ile karşılanıyor

- Yine Alman bir işyerinde şoför olarak çalışmaya başlayacak kardeşimiz, ilk iş gününde dinlenme odasında pasta ile karşılanıyor.



Işten ayrılmalarda da aynı zerafet örneklerini gördük;

- Bir yazılım şirketine girdikten bir ay sonra işten geri ayrılan gence yemek çeki hediye ettiler.

- Bir magazada işten ayrılacak arkadaşlarına dinlenme odasında güle güle masası düzenlediler.

- Bir emlak bürosundan ayrılan arkadaşlarını son iş gününde çalıştırmadılar.

Bu kadar örneklemek de gerekmezdi aslında ama ispatlamaya çalıştıgımız şey; Almanya da personel yönetimi konusunda büyük bilgi eksiklikleri var.

Alınan işçiler genellikle erkek oluyor, Almanya ya yeni gelmiş, düşük bir maaşa razı olanlar, Almancası zayıf olanlar oluyor. Bu tarzda çalışan küçük esnaf, zaten diger konularda da aynı şekilde düsündügü için birkaç yıl sonra ya işyerini kapatıyor, ya satıyor ya da aile fertlerinden bir başkası üzerine devrediyor.



Işci bildirimlerinin geriye dönük degiştirilmesi alışkanlıgından vazgeçin

Birçok örnek var ama konuya girecegim örnekte, dünyaca bilinen bir Alman şirketinde normal ve Türk işyerinde yardımcı işci olarak bir vatandaşımız, çalıştıgı Türk işverene, ev almak için gelirini yüksek göstermesi gerektigini ve bu nedenle bu zamana kadar 300 Euro civarında olan maaşını geriye dönük olarak son 4 ay için 450 Euro göstermesini istemiş.

Almanya daki Türk asıllı küçük esnaf, yaptıgı düzeltmelerin (!!!) ilgili daire veya kurumlarca görülmeyecegini zannediyor. Aslında bu kurumlar, o işyerinin yapmasından sonra bekliyor ve tekrar düzeltilemeyecek hale geldigi bir zamanda kısa bir ziyarette bulunuyor. Yüklüce bir ceza kesip gidiyor.

Düşünebiliyor musunuz, bir işci yanınızda 4 ay 450 Euroya denk gelen saatte çalışıyor olacak ve siz bunu farketmeyeceksiniz. Buna kimseyi inandıramazsınız. O arkadaşa dedim; O çalışanına söyle, çalıştıgı Alman şirketine gidip aynı şeyi onlardan istesin. Bakalım ne cevap alacak. Eger bunu senden istiyorsa, o işci sana dost degil, ona da benim bu düşüncemi aynen söyle, dedim. Fakat genele anlatmak gerek ve bu da klavuzluk yapan kargaların çoklugundan dolayı zor oluyor.

Hastalık sigortaları en fazla 5 haftalık geç bildirimi hoş görmeye çalışıyor. Ama soruyor, ya bu çalışanınız sigortasız oldugu dönemde doktora gitseydi? Onu da yaşadık. Işcinin 6.750 Euro tutan hastane masraflarını, onun çalıştıgı işyeri sahibine ödettirdiler ve aslında tam çalışan bu işciyi yardımcı işci olarak göstermesinden dolayı da kaçak işci çalıştırma nedeni ile yüklüce de bir ceza kesebilmek için mahkemeye çagırdılar.

Maalesef Almanya da klavuzlar hep karga oldugu için bu sorunlar hep yaşanıyor. Aslında hiç ödenmemesi gereken cezalar ödeniyor.





Türk ün Türk ile imtihanı

Bu isim, yazacaklarımıza çok güzel uydu.

Almanya da 75.000 kadar Türk işyerleri var. Fakat tam bir sayı vermek çok zordur. Cünkü iyi yönetememekten dolayı aile içinde birbirine devir, birkaç yıl işletip başkasına satma gibi nedenlerden dolayı kontrolu zor bir hareketlilik vardır.

Türkler, 2000 yılların başından beri, yogun işsizlik döneminde para kazanmanın başka yollarını ararken kendi işyerini açmaya başladı. Ve bu alışkanlık çok hızlı bir şekilde yayıldı. Türkler işyeri sahibi olmayı sevdi. Artık bir zamanlar Türklerin işci olarak çalıştıgı alanlarda diger ülke insanları çalışmaya başladı.

Geçim derdi ile iş hayatına atılan Türkler, işyeri yönetmekte, maliyet hesaplaması yapmakta vb. konularda hala acemiligini üzerinden atamadı.

Almanya da maalesef Türkleri en çok yine kendi Vatandaşı ile yapan ticaret yoguruyor. Yakın çevremde Türk işyerlerine kasa, terazi, kartla ödeme vb. sistemler satan arkadaşlarım var. Bu arkadaşlarım işe başladıklarında alınlarına kadar dökülen saçlarını bir yılda kaybettiler.

Bir kısım Vatandaşımız ise, sınırlı sorumlu şirket kuruyor ve bunları diger vatandaşlarımıza çok yüksek fiyatlara satmayı kazanç yolu yapmışlar. Fakat satınalan Vatandaşımız, bu şirketlerin kuruluş sırasındaki avukat masraflarının bile ödenmeyip mahkemelik oldugunu sonradan anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Eeee. Su testisi su yolunda kırılır. Satınalan kardeşlerimiz de o yolu kendileri tercih ettikleri için içine düştükleri zorlukları biraz da hakediyorlar.


(Devam edecek)



Satış faturaları ve kasa girişlerini az gösterirken sınırı zorlamamak lazım.


Satış faturalarını veya günlük kasayı düşük gösterebilirsiniz ama bunu, kontrole gelen vergi dairesi memurunun görmemesi mümkün degildir.

Vergi denetlemesine gelen memur, günlerce de olsa oturup işdalına göre ya bir tek ürünün veya bütün ürünlerin giriş faturalarını ve satış toplamlarını basıt bir tabelada topluyor ve alış ve satış toplamları arasındaki dengeyi kontrol ediyor.  Ya da kullanılan yan malzemelerde bunu yapıyor. Yanı lokantada pecete sayısı gibi.

Buna Almanca -Aufschlag- teknigi denir. Türkçeye çevirebilirsek, vuruş veya yükseltme teknigi diyebiliriz. Alış faturaları toplamına, o meslek dalında veya o üründe olması gereken kar oranı eklenir.

Örnegin içecek satan bir işyerinin alış faturaları toplamının üç katı satış cirosu beklenir. Eger sizin satış fatura toplamınız bu rakamın altında ise, bu hesaplamadan çıkan rakam ciddiye alınır ve bu rakam üzerinden vergi hesaplaması yapılır.

Yani satış faturaları veka kasa girişlerini az gösterirken sınırı zorlamamak lazım.





Açılan işyerlerinin büyük çogunlugu gıda üzerine çalışıyor.

Fakat Almanya da orta ölçekli üretim yapan şirketlerimiz de var. Hatta bunlar Alman şirketlere yönelik çalışıyorlar.

(Devam edecek)

Doktorlarımız da çogaldı. Birkaç hastanede başhekim oldugunu bildigim doktorlarımız var. Kendi muayenehanesinde hizmet verenler var.  Aslında Almanlar bu konuda biraz hassastır ama doktorlarımıza saglıgını emanet edebiliyorlar.

(Devam edecek)

Helal ürün konusu ile  ilk kez Almanya da tanıştım.

(Devam edecek)

Hem aile çevresinde ve hem de arkadaş çevresinde büyük iş düşüncelerinden hiçbirşey duymayan gençlerimiz  kısa yoldan para kazanma yollarını arıyorlar. Fakat bütün gençlerimiz böyle düşünmüyor. Örnegin 26 yaşında kendi eczanesini açan genc kızımız Alman gazetelerinde övgü ile anlatıldı.

(Devam edecek)




Cok hızlı bir şekilde kendimizi bu muhasebe sistemine uydurmamız gerekirken biz hala muhasebeye önem vermemekteyiz.
 
Bir yılın yılsonu kapanış işlemlerini iki yıl gecikmeli yapıyorsak, cebimizdeki paranın ne kadarının bizim oldugunu, devlete veya diger dairelere borcumuzun ne kadar oldugunu ve en önemlisi de aslında kar mı yoksa zarar mı ettigimizi bilemeyiz. Ayrıca devlet, bir yılın beyannamesinin iki yıla kadar gecikmeli verilmesini istiyorsa, bunu bir şans olarak görmek cok büyük bir yanılgıdır. Iki yil sonra, üc yil öncenin eksik veya yanlış faturalarını veya yanlış yapılmış bir işlemi düzeltmek artık imkansızdir. O muhasebeyi, öylece vermek zorundasınız.
 
Alman devleti 2016 başından itibaren online kasa sistemlerini kullanmayı mecbur ediyor. Bu kasalarda kesilen her fişin miktari, içerigi ve kesildigi saati anında görecek. Yani tam gün fiş kesmeyip de akşam üzeri rakam uydurmaya bir anda tek kalemde yüklü bir fiş kesilemeyecek.
 
Bu konuda bir adım daha ileri gitmeye şimdiden hazırlanan Almanya, masraf fişlerinin de belgegecer sistemi ile vergi dairesine gönderilebilecegi bir sistem geliştirme yolunda. Yaptıgınız harcamanın fişini belgegecer ile vergi dairesine göndereceksiniz, satış fişlerinizi zaten görüyor. Orada sizin vergi borcunuzu otomatik bir şekilde hesaplayıp size bildirecek.
 
Devlet, muhasebe işini bu boyutlarda planlarken işyeri sahiplerinin hala yazarkasa kullanımında, üç-beş tane faturayi ve kasa fişlerini takacagi bir dosya düzenlemede ihmalkar davranıyorsa muhasebecinin veya mali müsavirin de titiz bir çalışma yapmasını beklememelidir.

Burada yapılması gereken en güzel şey; işyerinin muhasebesine gereken özeni göstermektir. Tasarruf ettiginizi zannettiginiz küçük miktarlar, gelecekte birgün ve mutlaka daha büyük miktarlarda zarara ugramanıza neden olacaktır.





Küçük bir ihmal ama getirecegi sorunlar büyük olabilir.

Birçok küçük ve orta ölçekli işyeri ürün alışlarını nakit para ile yapıyor. Aslında bankadan ödeme yapmanın birçok faydası var. Bir faydası da, o faturanın ödemesinin ve ödeme tarihinin belgelenmiş ve kayıtlara geçmiş olmasıdır.

Toptancılara yapılan ödeme eger nakit ödeme yolu ise; her zaman dedigimiz şeyi bir de yazılı olarak belirtmekte fayda olacagına inanıyoruz.

Faturanın üzerine mutlaka ödeme tarihini ve tahsil edenin ismini yazmasını ve imzalamasını istemek gerekiyor. Olmazsa ne olur;

1-En başta siz, bu faturayı ödediginizi unutsanız bile üzerindeki bilgiler sizi bu şüpheden kurtarır.

2-Yaptıgınız ödeme unutulur, ödemeyi yaptıgınız şahsın arabası soyulur, o şahsın acil bir saglık sorunu çikabilir ve bu ödemenizi ispatlayacak bir belgeniz yoktur.

3-Ödeme tarihi üzerine yazdırılmadıgı için, parayı alan arkadaş, faturayı açık göstermeye devam eder ve o arada sizin ödemeniz ile şahsı ihtiyaçlarını görebilir.

4-Siz ödemeyi  yaptıgınız tarihte kasaya işlersiniz ama toptancı kasa durumunun uygun oldugu ileriki bir tarihte giriş gösterebilir.

5-Sizin adınıza, sizin haberiniz olmadan almadıgınız ürünler için fatura kesilmesini engellemiş olursunuz.

Büyük çogunlugu burada tenzih etmek isteriz. Biz, bunlar yapılıyor, demiyoruz ama yapılırsa da bir defa yapılır ve bu, sizin ve beraber çalıştıgınız şirketin moralini bozar.

6-En tehlikelisi de; üzerinde ne ödeme tarihi ve ne de ödemeyi onaylayan bir imza olmayan faturayı Vergi Dairesi size karşi cezai müeyyide için kullanır. Faturanın gerçek olup olmadıgından, gercekten ödip ödenmedigine, ödendi ise o günün muhasebesine işlenip işlenmedigine kadar varan onlarca soru çıkarabilir. Ve buradan yola çıkarak bütün muhasebenizi, gerçekten düzgün yapmış olsanız bile, bir kenara itip yüzlerce kat fazlası ile tahmini bir rakam üzerinden vergi borcu, gecıkme faizi, ceza hesaplar.

Olmadı ama bu olmayacak demek degildir.




Ticarete geniş bakan Avrupalılar bizim ülkemizin otlarını bile biliyorlar

Antalya da Growtec adlı bir tarım ve hayvancılık konulu fuar var. Bir yıl, o fuarda bizim de bir çalışmamız oldu. Fuardan sonra bir otelde ikili görüşmeler düzenlendi. Tabii otelde sigara içmek yasak oldugu için terasa çıkıyoruz.

Ben de çıktım terasa. Oradaki sessizlik, insanı bir muhabbete zorluyor. Selamlaşma filan gerekiyor. Bir Hollandalı ya selam verdim. Cakmagını rica ettim. Konu açıldı tabii.

Ben de Almanya dan geldigimi ama aslen Türkiye nin Suriye ye sınırı olan bir şehrinde dogdugumu anlattım. Hani Antalya, Istanbul filan olsa bilir ama Gaziantep i nereden bilecek.   Hollandalı Türkiye de kurutulmuş ot çeşitleri topluyormuş. Ben de konu ile baglantılı olarak, benim şehrimde meyan kökü adlı bir ot oldugundan bahsettim. Bana ; - Sen Adana dan mi yoksa Gaziantep den mi geliyorsun, dedi.

Almanya da da bir Trabzonlu amca; -Ben Antep de Zirhli Tugayda askerlik yapmıştım , Gaziantep ile Antep aynı yer degil mi, diye sormuştu.

Hem dünya ticareti ve hem de genel kültür konularinda ilginç bir anı…




Almanya da  muhasebe ile ilgili belgeleri 10 yıl saklamanız gereken ve o dönem içinde her an kontrol edilme ihtimali oldugu için;

1- Kücük fişleri hicbir zaman delip dosyaya takmayınız. Böyle belgeleri mümkün oldugu kadar A4 ( yani bu elinizdeki sayfa büyüklügündeki) sayfalara sagda kalacak şekilde zimbalayınız. Böylece hem muhasebeyi temiz tutma izlenimi verirsiniz ve hem de herhangi bir rakamın üzerini delmediginiz için olası bir cezai işlemden kurtulmuş olursunuz.

2- Faturaların üzerinde her türlü elle düzeltme geçersiz ve hatta hukuki durumlarda belge sahteciligi bile sayılmaktadır. Ürün iadesi gibi degişiklikler yeni bir belge düzenlenerek yapılmalıdır.

3 - Ödediginiz faturaların üzerine  - ödendi - ibaresini yazdırıp tarih ve imza attırınız. Mümkünse tarihi ve imza sahibinin adı ve soyadını da elle yazmasını isteyiniz. Böylece siz  o gün ödediginiz halde, karşı tarafın bu belgeyi başka bir tarihte muhasebeye geçirmesinden veya yoketmesinden veya sizin adınıza sahte fatura kesmesinden dolayı tehlikeli duruma düşmemiş olursunuz.

4 - Thermo kagıda basılmış kasa fişleini A4 kagıda zimbalayarak dosyalamak kadar dikkat edilmesi gereken bir tarafı daha vardır. Bu çeşit kagıtlar üzerindeki yazılar ışık ve ısıdan dolayi zaman içinde silinecegi için bunlarin kopyalarının çekilmesi gerekir. En güzel dosyalama da, o thermo fişlerin kopyasının çekildigi A4 kagıda zimbalanmasıdir.

Almanyadaki Türk vatandaşlarımız, kendi çabaları ve alınteri ile para kazanmal için işyerleri açıyorlar. Fakat şirket muhasebesinin yakından takip edilmesinde, maliyet hesaplamasında ve gelecek dönemlerle ilgili öngörülere göre tedbir almada hassasiyet gösterilmedigi için bu işyerleri içinde -yılların şirketi-olarak gösterilebilecekler pek az. Sirket aile fertleri arasında iki – üç yılda birbirlerine devredilerek yaşatılmaya çalışıldıgı için – yılların işadamı-olarak gösterilebilecek Vatandaşlarımız da az.

En önemlisi de, bu işyerlerinin kredi alma gücü de zayıflıyor. Muhasebesi güvenvermeyen şirketlere ya hiç kredi verilmez ya da rizikodan dolayı yüksek faizli kredi verilir. Eger kendinizin 5% den fazla hisse sahibi oldugunuz bir GmbHveya Ltd. şirketin belgeleri ile kredi başvurusu yaparsanız maaş bordrosu üzerinden degil de; o şirketin belgeleri üzerinden kredi işlemi yapılır. Diger aile fertlerinin yanında kendinizi maaşlı çalışıyor göstermeniz de aynı zorluklara neden olur. Cünkü kredi veren bütün bankalar ve kredi danışmanları,bütün bu ilişkileri hem verdiginiz belgeler üzerinde ve hem de sistem üzerinden görebilmektedir.

Burada yapılması gereken en güzel şey; işyerinin muhasebesine gereken özeni göstermektir. Tasarruf ettiginizi zannettiginiz küçük miktarlar, gelecekte birgün ve mutlaka daha büyük miktarlarda zarara ugramanıza neden olacaktır.




Almanya daki birçok işyeri sahibi, trafik cezasi makbuzlarını, park fişlerini, eşinin giyim magazalarından alışveriş faturalarını muhasebeye koymaktadır. Hatta çocuklarının adına yapılan yapı tasarrufunu bile şirket bankası hesabından ödemektedir.

Bu örneklemeleri çogaltmak yerine, nedenini açıklayalım;

Siz, istediginiz bütün giderleri muhasebeye verebilirsiniz. Fakat bunların hepsinin işyeri gideri olarak kaydedilmesini ve o faturalar üzerindeki katma deger vergisini (MwSt) geri almayı bekliyorsaniz, burada muhasebecinin kullanabilecegi iki yol vardır;

1-Kendisi muhasebeye veriyorsa, biz de işyeri gideri olarak işleriz. Bu faturaları buraya koyuyorsa ve üzerine özel harcamalar olduguna dair bir not yazmıyorsa, işyeri gideri olarak göstermemizi o istiyor. Zaten sorumluluk da ona ait.

2-Muhasebece, müşterisi için kendi inisiyatifini kullanır ve bu giderlerı özel giderler olarak muhasebeye sokar. Bu da, işyerinden evinize götürdügünüz nakit para gibi gelir vergisine tabii olur. Yani belki de bilmeden kendi kendinize fazladan gelir vergisi ödettirir hale gelirsiniz.

Özel giderler, şirket gideri olarak gösterilemez, bunların üzerinde ödenen katma deger vergilerini iade almak, vergi kaçakcılıgı olarak işlem görür.

Burada yapılması gereken en güzel şey; işyerinin muhasebesine gereken özeni göstermektir. Tasarruf ettiginizi zannettiginiz küçük miktarlar, gelecekte birgün ve mutlaka daha büyük miktarlarda zarara ugramanıza neden olacaktır.

Cezaların büyük kısmı düzensizlikten ödeniyor. Zamanında alınan tedbir, sonradan aranan çareden daha ucuzdur. Arayın görüşelim, daha fazla bilgi verelim.




Almanya da yaşayan Vatandaşlarımız, sanki birbirleri ile bir daha karşılaşmayacakmış gibi birbirine zarar verince üzülüyorum. Fakat bu, Vatandaşıma ve Vatanıma olan sevgiyi ve muhabbeti engellemiyor. Onların bu yanlışlarını düzeltmeleri yolunda çalışıyorum.

Tabii kolay degil. Türkiye nin degişik yörelerinden, alışkanlıklarından gelenler, burada doganlar, degişik kültür seviyelerinden olanlar … hepsi birarada yaşamak zorunda olunca bazı davranış tarzlarını ayarlamak zor oluyor. Özellikle ticaret hayatına Almanya da başlayanların ticaretin de bir adabı ve ahlakı oldugunu da ögrenemiyorlar.

En taze iki örnegi kısaca dillendireyim;

Muhasebesine başladıgımda içinde bulundugu zor durumdan dolayı bana ve eşime yemek ısmarlamak isteyen bir Vatandaşımız, her işi düzene girince, çalışanının bana ikram ettigi dönerin parasını kendisine bozması için verdigim paranın içinden kesmiş ve artakalan parayı verdi. Bu kardeşimiz bütün belgelerini bana kırmızı bir et kasası içinde vermişti. Muhasebesinde buldugum yanlışlardan dolayı mali müşavir hatalarını savunacak durumdaydı.

Bir kardeşimizin üzerine, birileri bir işyeri açmışlar. Henüz bilmedigim bir nedenle 6 ay sonra geri kapatmışlar. Vergi dairesi artık son mektuplarını yazmış. Bana verdigi toplam 20 fatura ve belge ile 6 aylık muhasebe ve yılsonu kapanış işlemlerini yaptık. Katmadeger vergisi, işletme vergisi ve kendisinin gelir vergisi denkleştirmesini yaptık. Bu karışık durumu 800 Euro civarında vergi iadesi alarak kapatmasına neden olduk. Ilk günlerde vergi dairesinin arka arkaya gelen mektuplarının verdigi korku ile neredeyse 3 saatte bir arıyordu beni. Fakat arkadaş vergi iadesinin hesabına geldigini görünce hemen tatile gitmiş. Bizim faturayı sormuyor bile. Hatta -hani şu herşeyin en iyisini bilenlerden- arkadaşları faturayı yüksek bulmuşlar.

Simdi bu insanların yaptıkları dogru mu? Özellikle Almanya daki Türkler için, burası o kadar da büyük degil. Her zaman birbirimizden haberdar olabiliyoruz.



Almanya nın sundugu sosyal yardımlarına tenezzül etmenin zararları

Sosyal yardımlar, gelir seviyesi en az geçim seviyesinden daha düşük olanlara verilmektedir. Bu yardımlar aile fertlerinin sayısına, aile içindeki yetişkin ve çocuk sayısına gore, her yıl devletce tesbit edilen en az geçim seviyesi rakamları üzerinden hesaplanır. Bu hesaba bir de ödenen kira eklenır ve aynı zamanda kira yardımı da yapılmış olur.

Aslında çok güzel bir sosyal dayanışma ve halkcılık örnegi gibi duruyor. Gerçekte öyle mi?

Almanya da arka arkaya gelen zararlı dalgalar nedeni ile halkın ekonomik dengeleri bozuldu. Bu dalgalardan en önemlileri; Berlin in Almanya ya katılmasının masraflari, bütün dünyayı sarsan Morgage dalgası ve en önemlisi de Euro ya geçiş. Euroya geçildiginde gelirler ve giderler yarıyarıya düştü. Zaman içinde giderler yavar yavaş ve gizlice artarak tekrar eski haline gelirken gelirlerin artışi geciktirildi.

Örnegin daha daha önce 25 Pfennig e alınan ekmek Euro ya geçilince 12 veya 13 Cent e satılırken kısa süre içinde 25 Cent e satılmaya başladı. Maaşlar ama örnegin 2.000 Mark iken 1.000 Euro ya  çevrildi. Bu maaşlar ama hiçbir zaman 2.000 Euro ya gelmedi. Devlet, bu dönemi kasasını doldurmak için çok iyi kullandı.

Rahmetli Özal da bunları yapmayı düşünmüştü ama uygulayacak ekibi olmadı.

Geliri düşen halk, devlet yardımlarına başvurdu. Milyonlarca insan devlete bagımlı hale geldi. Yani halk artık daha kolay kontrol edilebilir oldu. Hayatın pahalı olması nedeni ile, yastık altındaki paralar ekonomiye kazandırılırken halkın tek başına ekonomik bir güç olmasının da önü kapatılmış oldu. Geliri ancak geçimine yeten bireyler işyeri açma veya özel ihtiyaçlarını karşilama için kredi çekmek için yeterli gelir kaynagı gösteremez oldu. Büyükyatırımlara giremez oldu. Sahıs iflasları kolaylaştırıldi ve daha önce 7 yıl olan iflas sonrası engelleme dönemi belirli şartlar altında 3 yıla düşürüldü.

Almanya da yaşayan vatandaşlarımız bugün cebine giren küçük bir miktar parayı düşünerek bu yolu seçmekte ve sonunda da ne bankalar karşısında ne de diger kurumlar karşısında kredi imkanlarını kullanamaz, daha büyük yatırımlara giremez ve ailesine daha kaliteli bir yaşam sunamaz hale gelmektedir. Hatta işyeri oldugu halde, bu işyerini zarar göstererek veya gerçekte daha fazla maaş aldıgı halde belgelerde az maaşlı göstererek bu sosyal yardımları almakta ve bu yanlışın içine düşmekte, devletin istedigi gibi kontrol edilebilir küçük bireyler olmaktadırlar.

Ticaret Lisesinde Orhan Yalkın ögretmenim derdi; Bugünün 1.000 Lirasını düşünmek yerine yarının 100 Lirası için düşün. Yukarıda bahsettigimiz hatayı yapanlar, bir 10.000 Euro kredi alabilecek sicile bile sahip olamamaktadır. Bana, kredi başvuruları içinde ortalama her 10 da ancak bir kişinin durumu kredi almaya ve o andaki acil ihtiyacını gidermeye uygun.



Almanya da sınırlı sorumlu şirket kurma sevdasını henüz anlamış degiliz.

Almanya da işyeri açan Vatandaşlarımız nereden alıştıysa, hemen sınırlı sorumlu GmbH veya UG gibi sirket kurmak istiyorlar.

Eger kötüniyet varsa; sorun yok. Sirketi kur biraz çalıştır, içini boşalt ve iflas bildir. Sahsıma zarar gelmez demeyin. Aslında devletin, basiretsiz yani ileriyi göremeyen bir yönetici olmanızdan dolayı sizi cezalandırması da söz konusu olabilir.

Eger kötü niyet yoksa; sınırlı sorumlu şirket kurmanın belirli bir yere kadar faydası yerine zararı vardır.

Sirketi kurup da kendisini orada yönetici gösterenlerin bilmesi gerekir ki; eger kredi, izin belgesi  vb. Ihtiyaçlar için başvuruldugunda, şirkete yüzde 5 den fazla hissesi olan bir ortak  olup olmadıgı kontrol edilir ve maaş bordrosu yerine şirketin bilgileri üzerinden işlem yapılır.

Işyeri sahibinin saglık sigortası, emeklilik sigortası vb. bazı giderleri, işyerinin yillık toplam cirosu üzerinden hesaplanmaktadır. Yıllık ciro o sınırı aşmadıgı sürece şahıs şirketi olarak kalmasında fayda vardır. Bu, vergi açısından da faydalıdır. Sirket cirosu ve vergi öncesi kar  belirli bir rakamı aşarsa ancak o zaman sınırlı sorumlu bir şirket kurmak faydalı olabilir.

Ama orada da yıllık şirket karpayı dagıtılması gerekir ki, bu karpayinın yüzde 27 kadarı vergilere gider. Karpayı dagıtmayıp da şirketi az kar eden bir şirket olarak sürdürmenin de pek uzun vadeli bir plan olmaması gerekir. Cünkü sınırlı sorumlu şirketler, birçok resmi kurum tarafından takip edilmektedir.

Cevrenizde, sizi, sınırlı sorumlu şirket kurmaya tesvik edenler olabilir. Bu şirket kurulumlarında verilen hizmetlerin  kazanç payı yüksektir. Sizi tesvik edenin asıl amacının ne oldugunu önceden görmeye çalışınız.

Sahıs şirketi olarak devam etmek en güzel yoldur. Verdigi hizmetle ve yaptıgı ticaretle müşteriye, resmi dairelere, banka ve kredi kurumlarına, toptancılara karşı bütün malvarlıgı ile sorumlu olmak, güven verir, sizinle açık hesap çalışmaktan çekinmez.


Muhasebeye önem verilmeyişinin acı sonuçları vardır.

Almanyadaki Türk vatandaşlarımız, kendi çabaları ve alınteri ile para kazanmak için işyerleri açıyorlar. Fakat şirket muhasebesinin yakından takip edilmesinde, maliyet hesaplamasında ve gelecek dönemlerle ilgili öngörülere göre tedbir almada hassasiyet gösterilmedigi için bu işyerleri içinde -yılların şirketi-olarak gösterilebilecekler pek az. Sirket aile fertleri arasında iki - üç yılda birbirlerine devredilerek yaşatılmaya çalışıldıgı için - yılların işadamı- olarak gösterilebilecek Vatandaşlarımız da az.

En önemlisi de, bu işyerlerinin kredi alma gücü de zayıflıyor. Muhasebesi güven vermeyen şirketlere ya hiç kredi verilmez ya da rizikodan dolayı yüksek faizli kredi verilir. Eger kendinizin 5% den fazla hisse sahibi oldugunuz bir GmbH veya Ltd. şirketin belgeleri ile kredi başvurusu yaparsanız maaş bordrosu üzerinden degil de; o şirketin belgeleri üzerinden kredi işlemi yapılır. Diger aile fertlerinin yanında kendinizi maaşlı çalışıyor göstermeniz de aynı zorluklara neden olur. Sirketi başka bir aile ferdine devretmeniz, çözüm degildir. Yeni sahibinin sizin yakın akrabanız oldugunu bilmek o kadar zor degildir. Cünkü kredi veren bütün bankalar ve kredi danışmanları,bütün bu ilişkileri hem verdiginiz belgeler üzerinde ve hem de sistem üzerinden görebilmektedir.


Burada yapılması gereken en güzel şey; işyerinin muhasebesine gereken özeni göstermektir. Tasarruf ettiginizi zannettiginiz küçük miktarlar, gelecekte birgün ve mutlaka daha büyük miktarlarda zarara ugramanıza neden olacaktır.

Cezaların büyük kısmı düzensizlikten ödeniyor. Zamanında alınan tedbir, sonradan aranan çareden daha ucuzdur. Arayın görüşelim, daha fazla bilgi verelim.













Deniz ortasında arsa sattılar, banka olmayan bankalar paralarını topladılar. Birinci nesil bunlardan çok zarar gördü.

O zamanlarda yalnızca fabrikada çalışmak ve para biriktirmek ve bu parayı Türkiye ye götürmek hesapları vardı.

Keşke bu konularda onlara güvenli bilgiler sunabilecek bir kurum veya dernek olsaydı.

( Devam edecek)




ANA SAYFAYA DÖNÜS